Atma Ziya Hastalığı Sizde De Olabilir ! | Büyüklük Hezeyanı !

zeki-insanların-ortak-özellikleri

Paylaş

Esk^02891A815EFDCFBF1C08A126624952856E1E1E253C3476E0A1^pimgpsh_fullsize_distri Türk filmlerinden izlediğimiz ve aklımızda kalan bazı kareler vardır ki şimdi bile hatırlasak ‘’Hadi canım…’’ der güleriz. İşte bu sahnelerden biri olan ‘’Atma Ziya’’, seneler öncesinden bizlere psikolojik bir vakayı haber veriyor. Münir Özkul ve Adile Naşit’in turşu suyu yüzünden kavga ettiği bu filmde sürekli olarak ‘’Ben Amerikadayken…’’ cümlesi ile başlayan Ziya aslında kendi kendine bir yerlere gittiğini anlatarak büyük bir kişiliğe sahip olduğunu ve herkesin ona ne kadar saygı gösterdiğini anlatmaya çalışır. Hiç birimizin psikolojik bir sorun olarak bakmadığı ancak çok güldüğü su sahne şimdilerde çoğumuz tarafından yaşanıyor. Peki, nasıl mı? İşte psikolojik açıklaması…

Büyüklük Hezeyanı Nedir?

Kişiler kendilerini aşırı derecede güçlü, güzel, zeki, üstün, saygın ya da zengin tanıtıyorlar ve aslında böyle bir durumları bulunmuyorsa buna büyüklük hezeyanı deniyor. Bu tür psikolojik sorunları olan kişiler çevrelerinde kolaylıkla fark edilebiliyor. Kendisini çevresine farklı şekillerde anlatan ve önemli meselelerde her zaman kendisinin rolü olduğunu söyleyerek ön plana çıkaran bu kişilerin konuşmalarını duymak için çok uzaklara gitmenize de gerek yok. Filmlere bile yansıyan haliyle çevremizde oldukça fazla sayıda ‘’Atma Ziya’’ görebiliyoruz.^785EA2D7B861ADC5760AE0A1AD1B2ABEB26CFF418D10EA271F^pimgpsh_fullsize_distr

Büyüklük Hezeyanı Olan Hastalardan Seçmeler

Büyüklük hezeyanı yaşayan hastalardan birkaçının konuşmalarından alınan kesitleri okuduğunuzda size de ilginç gelecek ve eminim sizde kendinizi sorgulamaya başlayacaksınız:

‘’55 yaşında erkek hasta. Kendisinin Osmanlı hanedanından geldiğini söylüyor ve padişahlardan birinin sülalesine mensup olduğunu iddia ediyor. ‘Padişah sülalesinden geldiğimi Cuma namazında hocanın ve cemaatin bana olan saygısından anladım. Hoca beni kapıda karşıladı. Ellerini önüne kavuşturdu ve başını öne eğerek selam verdi. Caminin önünde toplanan cemaat açılarak bana yol verdi. Hoca Cuma hutbesini okumaya çıktığında başı ile beni selamladı. Hutbe sırasında ise ‘içimizde bulunan asil, değerli, saygın yürekli insanlardan ülke hizmeti bekliyoruz’ diyerek benden söz etti. O zaman hutbenin benim için okunduğunu ve insanların bana yol vermek için açıldıklarını anladım. Benim asil, saygın, değerli bir aileden geldiğimi anladıklarını düşündüm. Bu saygı benim Osmanlı hanedanından geldiğimin kanıtıydı. Bunu kanıtlamak ve hakkım olan tahtı ele geçirmek için gerekli belgelerimi aramaya başladım. Sülalemle olan bağlarımı bulmak için saray arşivine başvurdum. Beni büyüten anne babamın gerçek annem babam olmadığını arşiv görevlilerine söyledim. Ancak bana güldüler. Ben padişah ve Osmanlı sülalesinden gelen bir insanım, günün birinde hakkımı alıp, tahta geçeceğim.’’

Okuduğunuz bu cümleler gerçekten büyüklük hezeyanı yaşayan bir hastanın konuşmaları. Ancak bizlerde zaman zaman bu hezeyana kapılmıyor değiliz. Bu hezeyana kapılanların kurduğu cümleler ise şöyle başlıyor:

  • Ben askerdeyken…
  • Ben yurt dışındayken…
  • Ben üniversitedeyken…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir