Psikopatlık Düzeyimizi Nasıl anlarız ? | İçimizdeki Psikopat

Paylaş

Bir başka konu için sitede yayınlamak üzere araştırma yapmaya başladığımda anında algımı o yöne çeken ismi ile Gizli Psikopat sitesinde tesadüfen  (İyiki ) denk geldiğim  bir makale gözüme çarptı. Konu okadar net ve detaylarıyla anlatılmış ki   insan acaba bende mi psikopatım ? demekten kendini alıkoyamıyor. Biraz uzun ancak bir fincan kahve eşliğinde vaktin nasıl geçtiğini anlamayacaksınız bile. Makale beni benden almayı başardı, umarım sizlerde o kezza  memnun kalırsınız.

Adsız10

Sizi seçecek, sözleriyle savunmasız bırakacak ve varlığıyla denetleyecek. Keskin zekası ve planlarıyla eğlendirecek. İyi zaman geçirmenizi sağlayacak, ama bunun bedelini mutlaka ödeyeceksiniz. Gülümseyerek sizi kandıracak ve bakışlarıyla korkutacak. Sizinle işi bittiğinde, ki sizinle işi bir gün bitecek, sizi terkedecek ve giderken yanında masumiyetinizi ve onurunuzu götürecek. O gittiğinde çok üzgün ama akıllanmamış olacaksınız ve uzunca bir süre neler olduğunu, nerede hata yaptığınızı merak edeceksiniz. Onun cinsinden bir başkası kapınızı çaldığında, kapıyı açacak mısınız?” (Robert Hare, ‘A Psychopath In Prison’ başlıklı makaleden)

En önemli kural, bazı insanların vicdanı olmadığı bilgisini sindirmektir. Bu rahatsız edici ve ne yazık ki gerçek bilgiyi pek çok insan kabul etmek istemeyebilir. Fakat toplumdaki psikopati oranına baktığımızda hemen herkesin hayatından bir psikopatın geçtiğini söylemek yanlış olmaz sanırım. Önemli olan ne kadar yakından geçtiği… Mesafeyi psikopatın insiyatifine bırakmamanız gerekiyor. Psikopatlar, vicdandan tamamen muaftır; sadece arzularını gerçekleştirmek ve başkalarını maddi-manevi yok etmek için yaşarlar.

 Ne yazık ki bir psikopatı ilk bakışta tanımanın yolu yok. Hayatınız boyunca -bebek yaşlardan itibaren- “ne” olduğunuzu gizleyerek ve böylece insanları kandırarak yaşadığınızı düşünün. Hiç vicdan azabı duymuyorsunuz, işlediğiniz suçlar size sadece “nasıl daha iyi gizlenirim”i öğretiyor… Bir psikopat ne kadar zeki ve deneyimliyse, sahte kişiliği de o kadar ince işçiliktir. Yine de Robert Hare’in söylediği gibi, kendinizi psikopatın vereceği fiziksel, psikolojik, maddi zararlardan korumayı bilmelisiniz. Bu da öncelikle bu bozukluğu öğrenmekle başlar.

Kendiniz ve yakınlarınız adına hem gelecek tehlikelerden korunmak için, hem de hayatınızdaki muhtemel psikopatik kişileri fark edebilmek için lütfen bilgi edinin. Psikopatiyle ilgili bilginin aynı zamanda geçmişte yaşamış olabileceğiniz kimi anlamlandırılmamış kötülükleri de izah edebileceğini bilmelisiniz.

En yanlış ve sakıncalı inanış, psikopatların vahşi suçlar işleyen katiller ya da saldırganlar olduklarıdır. Psikopatların sadece %10’unun bu tip suçlar işlediği ve hapse girdiği düşünülürse, geri kalanı yanı başınızda duruyor demektir. Bunlar asık suratlı, canavar bakışlı değil; tatlı, cazibeli, bazen melek yüzlü, çocuksu ve sosyal insanlar olarak görünürler. Genel olarak enerjisi yüksek, eğlendirici insanlardır ve belli bir cazibeleri vardır.

“ (…) psikopatlar, çoğu işlerini insanları öldürmeksizin yürütmeyi başarır. Psikopatların davranışlarının en acımasız ve en fazla haber değeri taşıyan örnekleri üzerine gereğinden fazla odaklanırsak, daha geniş resmi gözden kaçırma tehlikesiyle karşı karşıya kalırız: Bu resimde, adam öldürmeyen ama günlük yaşamlarımız üzerinde kişisel bir etkisi olan psikopatlar vardır. Tatlı dilli bir sahtekara birikimlerimizi kaptırmamız olasılığı, donuk bakışlı bir katilin canımızı alması olasılığından daha kuvvetlidir.” (Robert Hare, Vicdansızlar)

 Psikopati herhangi bir sınıfın ya da mesleğin hastalığı değildir. Alt sınıflarda olduğu kadar orta-yüksek sınıflarda, herhangi bir ideolojik yapılanmada, her meslekte ve saygın konumlarda görülebilir. Genellikle güvenilir etiketleri olan meslekler seçer ve saygın topluluklarda gizlenirler. Söz gelimi kadınlara sürekli olarak psikolojik ya da fiziksel işkence yapan, misojin bir psikopat için kadın hakları savunuculuğu iyi bir kılıftır. Becerikli hatipler ve ikna edici insanlar oldukları için, bizler onların söylemlerini takdir ederken, onlar tecavüzlerine devam ediyor olabilir. Pek çok dolandırıcı, pedofil, tecavüzcü psikopatın sığınma evlerinde ve yardım kuruluşlarında gönüllü çalıştığı biliniyor. Özellikle ortak güven ve inanç temelli örgüt ya da kuruluşların, hem kendi saygınlıkları hem de üyelerinin güvenliği açısından çok dikkatli olmaları gerekir. Bu konuyu başka bir başlıkta ele alıyorum.

Başarılı bir psikopat, en beklemedikleriniz arasından çıkar. Bir psikopatın en çelişkili ve dolayısıyla tehlikeli özelliği, kendinde olmayan hasletler varmış gibi davranabilmesidir. Yani psikopati tanımında sıralanan “empati ve vicdan yoksunluğu, yaptıklarından pişman olmama ve ders almama, dürtüsel davranış, patolojik yalan söyleme, dolandırma, aldatma, saldırganlık, parazit yaşam tarzı (başkalarını sömürme)” gibi özellikleri belli bir mesafeden ya da başlangıçta görmeniz mümkün değildir. Bilakis, sosyalleşmiş psikopatlar -belki uzun seneler- vicdanlı, empati gücü yüksek hatta erdemli bir kişilik sergiler ve çoğunlukla insanlarla ilk kişisel yakınlığı geçmişte yaptıkları “kimi” hataları itiraf ederek ve pişmanlık göstererek kurarlar. Karşınızda size sırlarını açan, geçmişinden ders almış, tekrar etmemeye kararlı ve dürüstçe özeleştiri veren kişiye çabucak güven ve saygı duyarsınız. Tüm bunların bir oyun olabileceğine inanmak zordur.

Adsız13“ (…) güvenmeye bu kadar istekli olmamız bizi, karşımıza çıkan her türlü fırsatçı köpekbalığına kolay bir av haline getirir. En tehlikelisi, güven satıcılarının “jaws”ı olan psikopatlardır. Güvenimizi kazandıktan sonra, ona dehşet verici bir duygusuzlukla ihanet ederler.” (Robert Hare, Vicdansızlar)

 Sağlıklı insanların, saklamaları gereken, tehlikeli, kötücül özellikleri yoktur. Bu nedenle kusurlarını görmek daha kolaydır. Psikopat ise, doğal haliyle sosyal ortamda yaşaması ve avlanması mümkün olmadığı için, bütün ömrünü gizlenerek ve sahte kimlikler (persona) oluşturarak geçirir. Bebek yaşlardan itibaren “gizlenme” yeteneğini o kadar geliştirmiştir ki, persona, normal insanların sahip olabileceği kusurlar da eklendiği için “kusursuz” da değildir.

Psikopat, ne kadar eğitimli ve zekiyse kendini o kadar iyi saklayacaktır. Pek çok psikopatın, gizlenme, avlanma ve kontrol etme becerilerini geliştirmek için psikoloji kitapları okuduğunu hatta terapiye gittiğini biliyoruz. Robert Hare’in söylediği gibi hiç kimsenin psikopatiye karşı bağışıklığı yoktur; her an, herkes kurban olabilir. Uzmanların bile yıllar süren araştırmalarına rağmen hala kandırılabildiklerini ve şaşkınlık içinde kaldıklarını bilmelisiniz.

Yeterli miktarda tedbir ve şüphe kendinizi korumak için kuvvetli silahlardır fakat “sezgi” en kuvvetlisidir. Psikopatlar genellikle abartılı duygusal tepkiler verirler; hiçbir duyguyu hissetmemelerine rağmen gelişmiş mimik ve taklit yetenekleri vardır. Hepimizden daha “iyi” bir insan gibi görünmekte beceriklidirler; bizim gerçekten hissettiğimiz duyguları bizden daha başarılı dışavururlar ve bu her zaman bir gösteridir. Bu nedenle kendilerine kolayca merhamet duydurur, sevgi ve saygı kazanırlar.

Özellikle mağduriyetleri ve acılarından bir şekilde kazanç elde eden, kolayca ağlayan insanlara bir kol boyu mesafe koymanızı öneririm. Mağduriyet pazarlaması tehlikeli bir manipülasyon işaretidir. Psikopatik kişiliği anlatabilmek için şu örneği veriyorum, psikopat size saldırır, kan revan içinde kalır ve polis çağırırsanız sonunda tutuklanan siz olabilirsiniz. Kolayca ağlar, edepsizce mağduru oynar. Akıl almaz rol değişimleri ve yansıtmalar yapar. Verdiği tepkilerin ya da sözlerinin gerçek olmadığını hissedersiniz ama ya görmezden gelir ya da inanmayı tercih edersiniz. Tereddütlerinizi yakalayın, gözlemci ve sorgulayıcı olun. Normal insanlarla yaşamadığınız tereddütü, psikopatik olması muhtemel bir insana karşı hissetmeniz boşuna değildir. Görmeyi bilirseniz, beyniniz ve hatta vücudunuz size sürekli işaret verir; bütün hoşluğa, iyi görünüme ve inandırıcılığa rağmen, “yolunda olmayan bir şey var” duygusu, belli belirsiz, sizi dürtüyorsa kulak verin. Psikopat tereddütlerinizi ve şüphelerinizi derhal anlayıp, bunların üstesinden gelmeye çalışır. Kendinizi “oyun”a kaptırmayın.

Psikopatlar, daima kendilerini kurban gösterecek bir hikaye ya da durum uydururlar. Hikayeyi canlı tutarken, -sözde- acılarına, pişmanlıklarına, depresyonlarına tamamen uyumsuz tavırlar sergilerler. Psikopatın davranışları ve sözleri daima çelişkilidir. Bu yüzden bir insanın ne söylediğine değil, ne yaptığına bakmak gerekir.

 Sizden ne isteyebilir? Para, seks, itibar, “normal” görünüm için kamuflaj malzemesi, sosyal çevre, barınma, başka avlar için yem… Hiçbir ilişkisi hesapsız veya tesadüfi değildir. Psikopat peşinen ihanet etmek için güveninizi kazanır ve nihai amacı sizi tüketmektir. Bazen sadece yeterince “normal” olduğunuz için sizi yok etme arzusu duyar. Bir psikopat sürekli zarar verme-yok etme-kazanma oyunları oynar. Bu oyunlar gereksiz yere o kadar saçmadır ki normal insanlar ne olup bittiğini göremez. Siz “bana bunu yaptı” diye adını koysanız bile bir başkasının buna inanması zordur. Bu nedenle psikopatların yaptıkları çoğunlukla yanlarına kar kalır ve zaten oyunu kendilerini afişe etmeyecek şekilde, sinsice oynarlar.

Psikopatlar, gizlendikleri için tehlikelidir. Kişilik yapılarına ve yeteneklerine bakılırsa bu kadar başarılı gizlenmeleri, sağlıklı insanların onları tanımlayamamaları normaldir. Bu gizemli halin havalı, korkutucu bir tarafı var… Verdikleri zararın boyutu da düşünülürse… Fakat maske bir kez düştüğünde -hastalıkla ilgili yeterli bilgiyi de edinirseniz- yüzeysel ve renksiz bir varlıklardır. Ne yaptıklarını, niye yaptıklarını, ileriki hamlelerini tahmin etmek kolaydır çünkü bizim gibi yaratıcı bir iç dünyaları yoktur. Hepsi birbirine benzer ve öğrenme bozuklukları yüzünden sürekli aynı davranışları tekrarlamaya devam ederler.

Kaynak ; Gizli Psikopat

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir