Phineas Gage ve En Garip 4 Psikolojik Vaka

Phineas Gage

Paylaş


Phineas Gage ve 4 Garip Psikolojik Vaka


 

Phineas Gage.. Değişik olaylar var arkadaşlar. Valla değişik. Yahu adamın kafasına demir çubuk giriyor, adam yaşıyor, yaşamayı bırak birde psikolojik hastalık üretip delinin teki olup çıkıyor karşımıza. Abicim senin kafaya güneş falan geçmemiş bildiğin demir geçmiş sen ölmemişsin birde başımıza psikolojik travmalar hastalıklarmı çıkarıyorsun bu ne keyftir ya? Neyse, gelin bu hasta ruhlu insanları birazda biz inceleyelim. 🙂


1. Phineas Gage


Kafasından Demir Çubuk Geçen Adam


phineas gage

1848’lerde yaşamış Phineas Gage, son derece sakin bir demiryolu işçisidir. Bir gün Phineas Gage barutu taşa işlerken demir bir çubuk kullanır. Ancak barut birden patlar, ve demir çubuk Phineas Gage’in sol yanağından girip, kafatasının sağından çıkar. Bu ağır kazadan hemen sonra Phineas Gage hiçbir fiziki rahatsızlıktan şikayeti olmaz. Hatta hemen ayağa kalkıp, konuşmaya başlar. Ancak Gage’in kişiliği tamamen değişmiştir: Beyninin ön bölgesini delen demir ile, Gage artık planlama, stratejik düşünme, ve kendini kontrol etme gibi davranışlardan yoksun kalır. Sürekli küfredip, kavga çıkarıyor ve çok dürtüsel hareket ediyordur. Gage, demiryolundaki işini bırakıp bir sirk ile gösterilere katılır, artık garip fiziksel görünümü ve kişiliğinden dolayı bir sirk palyaçosu olmuştur. Phineas Gage, Dr. Harlow ile çalışmış ve Harlow bize beynin ön kısmının (prefrontal cortex) insanda hangi yetileri barındırdığını Phineas Gage sayesinde araştırmış ve kanıtlamıştır.

 


2. Genie


 Vahşi Çocuk


Vahşi Çocuk GenieGenie, Dünya’da arada karşılaşılan ‘vahşi çocuk’ örneklerinin en yakın zamana ait ve en çok araştırılmış olanı. ‘Vahşi çocuk’ terimi, medeniyetten uzakta, doğada ve/veya insan etkileşimi çok az bir ortamda yetiştirilmiş, veya çocuklukta bir odaya kapatılarak istismar görmüş çocuklar için kullanılıyor.

Genie, 1970’te 13 yaşındayken bulunmuş. Genie’nin başına gelenler oldukça korkunç ve çocuk istismarının en kötü örneklerinden: Babası, Genie’de zeka geriliği olduğuna inanarak onu bir odaya lazımlık ile kapatmış, ve Genie ne zaman ses çıkarsa ona vurmuş. Genie ilk bulunduğunda, yanda farkedebileceğiniz gibi motor fonksiyonları son derece düşük, sağlıksız, ve konuşamayan bir çocuk imiş. Psikologlar hemen bu vakanın ilginçliğini farkedip, onu araştırmalarının bir parçası yapmışlar. Genie, araştırmacıların gözetimi altında zamanla sağlığına kavuşmuş, biraz konuşabilmeye başlamış. Ancak ne zamanki araştırmacıların hibesi bitmiş, Genie kendini yine bakım evlerinde bulmuş ve eski tamamen konuşmayan durumuna geri dönmüş… Bugün 54 yaşındaki Genie’nin durumu oldukça vahim. Psikolojik olarak bitik, ve insanlarla kesinlikle konuşmuyor ve iletişim kurmuyor. Psikologlar ise, Genie sayesinde çocukların zeka gelişminde uyaran bolluğunun ve dili öğrenmek için kritik dönemlerin önemini bulmuşlar. Genie kendine geldikçe Genie’deki sevimliliğin farkına varan bazı psikologlar onu evlat edinmek istemiş, ancak sanırım hiçbiri bunu yapmaya tam da cesaret edememiş

 


3. Little Albert


Klasik Koşullandırmanın İlk Kurbanı


Little Albert

Little Albert vakasını psikolojide etiğe verilen önemin artmasını sağlayan en önemli araştırmalardan biri olarak tanımlayabilirz. Davranışçı psikolog James Watson, sahada yaptığı araştırmalarda insanın korkularının sonradan kazanıldığına dair bir gözlem yapınca, bu tezini araştırma laboratuvarına taşımaya karar verir. Sağlıklı bir bebek olan Albert’ı birçok psikolojik teste tabi tutar, ve hiçbir korkusunun olmadığını gözlemler. Bunun üzerine Watson, etiğin tüm gerekliliklerinden yoksun araştırmasına başlar: Albert’ta sonradan edinilmiş korkular yaratmak için, Albert’ın daha önce varlıklarında hiçbir korku duymadığı fare, tavşan ve köpek peluş bebeklerini, Albert’ın tam arkasında gürültüyle çalan bir ‘Gong!’ sesiyle birleştirir. (Bu bir klasik koşullandırma yöntemidir.) Gong sesi ve oyuncak hayvan eşleşmeleri arttıkça, artık Albert peluş bebeklerin sadece varlığında bile korkudan ağlamaya, irkilmeye, titremeye başlar. Bu araştırma Albert’ın psikolojisi için son derece yıpratıcıdır. Minik bebek artık tek başına bırakıldığında bile hep tetik halindedir. Daha da kötüsü araştırmayı yapan psikologlar, Albert’ın ruh sağlığı için bir iyileştirme sürecine başlamazlar.

 


4. Breuer’in Histeriği


Anna O


Anna O1859-1936 yılları arasında yaşamış Anna O, Breuer ve Freud’un hastasıydı.
Anna O, asıl adıyla Bertha Pappenheim, Freud’un da akıl hocalığını yapmış Joseph Breuer’in bir hastasıdır. Anna O, aslında bir tıp doktoru olan Breuer’e vücudunda paralizler, öksürme, görmede ve konuşmada bozukluk, halüsinasyon ve bilinç kaybı gibi rahatsızlıklarla gelmiştir. Anlayacağınız Anna O’nun rahatsızlıkları oldukça fazladır. Breuer, Anna O’ya ‘histeri’ tanısı koyar. Histeri, bir konversiyon hastalığıdır. Yani, zihinsel rahatsızlıkların, bastırmaların vücutta hastalıklara ve tepkilere yol açtığı bir psikolojik rahatsızlık. Anna O’ya tedavisinde önce hipnoz uygulayan Breuer, hastasının kendi kendine konuştuğunu farkedince, hipnozdan vazgeçip onu ‘konuşma terapisi’ ile tedavi etmeye karar verir. Bu, bugün bildiğimiz anlamıyla psikoanalizin ilk örneğini oluşturur. Anna O, terapi seanslarında Breuer’e aklına ne gelirse bahsederek zamanla durumunda büyük gelişme kaydeder. Ancak, psikoanalizde hastanın, en derin arzularını terapistine yansıttığı transferans, Anna O ile Breuer arasında geçince, Anna O Breuer’den hamile olduğunu düşünmeye başlar, ve mide bulantıları hisseder. Bu noktada Breuer, bir aile babası olarak, itibarı için Anna O’yu tedavi etmeye bırakır. O noktadan sonra Anna O’daki tüm klinik gelişme geriler, ve baştakinden de kötü bir hale düşen Anna O, sonunda akıl hastanesine kaldırılır.

Bu ilginç psikolojik vaka örnekleri ve geçmiş zaman psikologlarının etik kurallarından yoksun araştırmaları sizi psikologlara veya psikolog olmaya karşın korkutmasın. Bugün psikolojide etik kurallar, danışanlardan veya katılımcılardan sağlanacak tüm araştırma yararlarının ötesinde tutuluyor. Tüm psikologlar ve araştırmacılar “Zarar verme.” (‘Do no harm.’) ilkesini terapi ve araştırmanın tüm amaçlarının en üstünde sayıyor. Dolayısıyla bugün, yukarıdakilere benzer durumlar yaşamak imkansız.


İlgili diğer yazı: En İlginç Psikolojik Hastalıklar


 

 

  1. Berkay Şahin dedi ki:

    Yaa yapma bunu yaa. Yazıların müthiş. Okumak istiom ama başım dönüyo şuanda. Zorla okutturuyosun ölücem.

  2. Elif dedi ki:

    Güzel

  3. EKİN dedi ki:

    Ya n’olursa olsun bence en tuhafı Phineas Gage. Ya tamam prefrontal korteksinde hasar oluştuğu için kafayı ye, yemesen anormal olurdu ama… ABİ KAFANDAN 3 CM GENİŞLİĞİNDE 1 METRELİK DEMİR GEÇİYOR, DEMİR! En anlamadığım şey, küçücük kurşun kafanı delip geçince ölüyorsun da, hayvan gibi demir kafanı delip geçince sorun yok, sadece “prefrontal kortekste hasar” !? Hani cidden Phineas abi, ikimiz arasında kalacak söz, sen ateşli silahlara tepki olarak mı doğdun? 🙂

  4. onur dedi ki:

    Eline sağlık. Güzel bir makale olmuş.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir