Zihin Oyun Oynamayı Sever

Paylaş

Zihin Oyun Oynamayı Sever

Zihnimiz bize oyun oynamayı sever. Biz acı çekelim, hatta acıdan ölelim; zihnin umurunda olmaz. Oysa zihin bizim bir aracımız… Efendimiz değil! Biz onu efendi haline getirdik ve hayat daha da çekilmez oldu. Bir olay düşünün. Henüz olmamış bir olay. Ya da zihni serbest bırakın o olay kendi kendine kurgulanacak. Olay öyle kötü yerlere gidecek ki nefesiniz kesilecek, moraliniz ve motivasyonunuz bozulacak. Sonra siz kendinizi kötü hissedeceksiniz. Film devam ettikçe daha da kötü hissedeceksiniz. Gerçekte o olay olmamıştır. O sadece bir kurgudur. Zihin size o olayı yaşattı kafanızdaki sinema perdesinde oyunu oynattı. Figürlere can verdi ve siz gerçekmiş gibi bir hisse kapıldınız. Genellikle zihin iyi şeylere değil kötü şeylere odaklıdır. Heyecan ve hareket-aksiyon kötü senaryolarda daha çok çalışma alanı bulur. Bu yüzden zihin de hareketi sevdiği için kötü senaryolar üretmeye bayılır. Siz ona kendinizi kaptırdıkça daha ayrıntılı kötü senaryolar gelecektir. Çünkü Zihin oyun oynamayı sever.

 

 

Beklentileri Kısmak

Bana soracak olursanız, mutluluğun; beklentileri kısmakla yakından alakalı olduğu kanısındayım. Okuduğum binlerce kitap ve edindiğim tecrübeler sayesinde bu karara vardım ve beklentilerimi düşürmeye başladım. Çünkü beklentilerimin hayallerimim kurgularımın çok çok azı gerçekleşiyor ve diğerleri bana hayal kırıklığı olarak fatura ediliyor. Hem de evrenin sistemi tarafından… Ben bir hayal kurarım ve evren o hayali gerçekleştirmemek için tüm silahlarını kullanır. O hayali gerçekleştirdiğimde; gerçekleştirmeden önceki ruh halimden daha iyi bir ruh haline ulaşmadığımı da görünce; ikinci bir hayal kırıklığı yaşarım. Bana doğuştan yüklenen zihin programım, benim en iyi yerlerde olmam gerektiğini, hızla ilerlemem gerektiğini; yolda bir durakta durup mola verip rahatladığımda bunun yanlış olduğunu ve beni rakiplerimden geri bıraktığını söyler durur. Bir süre sonra söylemekle yetinmez dikte etmeye başlar. Ben de onun direktiflerini takip eder; hayallerimin peşinden giderim, sonra yeni hayal kırıklıkları yaşarım. Buna bir son verip beklentileri düşürdüğümde; o kadar da hızlı koşmam gerekmediğini; benim planlarım olduğu kadar evrenin yönetimindeki sistemlerin de planları olduğunu görürüm. Eğer koca bir okyanusta geminizi-salınızı veya kayığınızı kaybettiyseniz; okyanusun suyunu içip kurutamazsınız. Yani sizin gücünüz sınırlıdır. Sizin sınırsız güce sahip olduğunuzu söyleyenlere inanmayın. Gücünüz de sınırlıdır kaderiniz de sınırlıdır. Mutlu olmak istiyorsanız bunu kabul edin ve beklentilerinizi düşürün. Arzularınıza sınır getirin. Enerjinizi heba etmeyin. Sağlıcakla kalın…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir